• DERİN Bİ NEFES ALIN VE BİZE KATILIN

19-23 Mayıs Kaş-Demre-Patara - ECE SAYGUN


Derin Bi nefes aldım, neye katıldım?

Kalın kalın paltolar, bitmek tükenmek bilmeyen yağmur, karanlık, kasvet, gri hava, üşüme titreme "aaaayyyy yetti be" cinnet noktasında, bir gün ansızın mailime güneş doğdu.

"19-23 Mayıs Kaş-Demre-Patara Dalışı ve Gezisi - Kaş Rock & Blues Festivali" içinde dalış var, gezi var rock var blues var at var kumsal var…" olur mu böyle içinde her şey olan gezi" dedik, inanmadık, gidelim görelim test edelim madem dedik, şirketten gaza geldik 5 kişi bir baktık otobüsteyiz. Çok güzel, genç, eğlenceli bir ekip ile yola çıktık.

Gözümüzde büyüttüğümüz yol inanılmaz hızlı geçti. Bizden mi otobüsten mi bilmiyorum ama gişelerde yumduğumuz ve Kaş'da açtığımız gözlerimizi sadece 1 kere kaymaklı ekmek kadayıfı yemek için açtık. (ben bir – iki kere başka molalar da verdim ama buraya yazmanın doğru olacağını düşünmüyorum) Kaş'a vardığımızda uykumuzu almış kudurmaya hazırdık. Hemen kendimizi önce meydandaki kahvaltıcımıza oradan da Derya'ya attık.

Çarşamba günü, saat 14:30 tekne ile açıldık. Mavi rengine yeni bir tanım getiren, hayatımda girdiğim en soğuk ama en güzel denizi yara yara dalış noktamıza geldik. Sezonun ilk dalışı. Heyecan dorukta. Derin bi nefes aldık 2. dünyaya kendimizi bıraktık. Hoca önde biz arkada, ördek misali, mükemmel bir dalış yaptık. Rengarenk balıklar, şişkolukta benimle yarışan lagos abi, hayatımda gördüğüm en kocaman balıklar, deniz yıldızları arasından teknemize döndük. Bu müthiş dalışı tabiî ki bir rakı sofrası ile taçlandırmak gerekiyordu, önce Bahçe restoran da rakı balık sonra Mavi'de eğlencenin dibine vurduk, odalarımıza gidip bayıldık.

Yeni bir gün, ve daha sadece Perşembe! Derin bi nefes aldık, kendimizi kahvaltıya attık. Derya Beach'de bizim masada ki yumurta canavarı 4 kişi ile16 yumurtalı mükellef bir kahvaltı, kahvaltı üstü sahilde azıcık kestirme, denizde itiş kakış lüzumsuz hareketler, kudurukluk ve yine teknemiz kalkmaya hazır. Saat 14:30 da rüzgar demedik, fırtına demedik, yine denizi yara yara dalış noktamıza vardık. Literatürümüze giren "tıktık" lafını da bu dalışımızda bulduk. Dalış çok keyifliydi, denizin dibindeki köpek balığı heykeline el sallayarak, yine rengarenk balıklar, çok acayip canlılar arasından geçerek adanın su altından arka tarafına dolaştık. Uçak batığına gittik. Sakin, huzurlu, masmavi denizden çıktık ve derin bi nefes daha alıp kendimizi yemeğe attık. Korhan Hoca'nın Derya'da organize ettiği yemek kral sofrasını aratmaz nitelikteydi.

Valla Cuma ben dalışa falan gitmedim, direkt Derya'da yaydım. Zaten öğleden sonra yine çok acayip bir etkinlik vardı. 18 km'lik muhteşem kumsalıyla ünlü Patara'da Bo Derek misali ata binecektik. Kafamda bin bir tilki, heyecan, hafiften korku, tedirginlik ile Patara'ya yola çıktık. At seçimi sonrası, lider at olan Kara ya ben bindim ve en önde gitme gibi tehlikeli, zorlu ama bir o kadar da onurlu bir göreve talip oldum :) Derin bi nefes aldım, kendimi ata attım. İlk 10 dk biraz huzursuz geçti, Kara ile birbirimize alışmamız azıcık zaman aldı ama sonrası bambaşka bir deneyim, müthiş bir keyifti. Likya'nın başkenti Patara'da bir at üstünde, eski şehir kalıntıları, bin yıllık yollar, amfi tiyatrolar arasından geçerken gözlerimi kapatıp Likya kralının kraliçesi olduğumu, halkın beni selamladığını, kraliçemiz çok yaşa diye bağırdığını hayal ederken, Kara'nın tuvalet ihtiyacı sebebiyle gerçek dünyaya döndüm. Gördüğüm en güzel kumsalda, en güzel gün batımında anlamsızca sağa sola koşup, coşup, bağırıp, eğlendikten sonra patika orman yolundan yürüyerek Yılan ağbimize (Kenan Kaptan) kavuştuk. Kaş'a döndük. Bence tüm tatilin en güzel, en sakinleştirici, en değişik etkinliğiydi ve gerçekten hayatımda iz bıraktı.

Cumartesi gecesi (evet, ben gene dalışa gitmedim Derya'da yaydım ne var? sezonun ilk tatili bronzlaşmam gerekiyordu tamam mı!!??!!!%) yine derin bi nefes aldık kendimizi Kaş Rock & Blues Festivali attık. Soul Stuff'ın son derece karizmatik ve yakışıklı solistine bakıp iç geçirerek kendimizi dansa, avaz avaz şarkı söylemeye, ardından çorbaya vurduk.

"19-23 Mayıs Kaş-Demre-Patara Dalışı ve Gezisi - Kaş Rock & Blues Festivali" aslında derin bi nefes alıp hayata katılma gezisiydi. Hiç yapmadığın şeyleri yapmak, deneyimlemek, farklı renkler, farklı, kokular, farklı canlılar ve tabiî ki İstanbul'a farklı dönüş. Daha sakin, daha huzurlu, daha mutlu, yolda 3 tane peş peşe film patlatarak, nasıl döndüğümüzü ile anlamadan döndük, sadece tekrar gidene kadar.

Son olarak, beni bu yepyeni 2. dünya ile tüm direncime rağmen ısrarları ile tanıştıran, verdiği mükemmel eğitim ile sadece su altında değil su üstünde de kendime olan güvenimi sağlamlaştıran, şu anda da sesini bile çok özlediğim Avustralyada ki canım dostum Levent Cacekli'ye, Kaş gezimizi organize ettiği birbirinden keyifli etkinliklerle unutulmaz kılan Korhan Hoca'ya.. Süper buddy Levent Nazlı'ya. Hayatımı yaşanır kılan, Kaş'ı Kaş yapan dostlarım, Hande, Filiz ve Funda, hayatımıza yeni giren ve kendine kocamaaaaaan bir yer açan şahane, kral insan Cengiz, gruba hemen uyum sağlayan Barış'a.. Banu'ya Meltem'e, Pınar'a, Patara muhtarı Selda'ya, Murat'a, Kerem ve Seçil'e, Ceren'e, Zeliha'ya, Irına ve son Osmanlı Emrah'a teşekkür ediyor, sizi seviyorum..

ECE SAYGUN

Back to top